
Obsesif kompulsif bozuklukta (OKB) temel tedaviler ilaçlar ve psikoterapidir. Ancak bazı hastalarda, uygun ve uzun süreli tedavilere rağmen belirtiler çok ağır şekilde devam edebilir.
Bu durumda şu soru gündeme gelebilir:
“OKB Gamma Knife ile tedavi edilebilir mi?”
Evet, ancak yalnızca çok ağır ve tedaviye dirençli seçilmiş hastalarda.
Gamma Knife ile yapılan gamma ventral kapsülotomi, standart tedavilere yeterli yanıt vermeyen ciddi OKB olgularında kullanılabilen ileri bir tedavi yöntemidir [1–4].
Gamma Knife OKB’de nasıl etki eder?
OKB’de düşünce, davranış ve kaygıyı düzenleyen bazı beyin devrelerinin normalden farklı çalıştığı düşünülmektedir.
Gamma Knife tedavisinde bu devrelerin geçtiği internal kapsülün ön bölümündeki birkaç milimetrelik alan çok hassas biçimde hedeflenir. Amaç, OKB ile ilişkili sinir bağlantılarının işleyişini değiştirmektir [1].
Kafatası açılmaz, beyne elektrot veya pil yerleştirilmez. Gamma Knife ışınları hedeflenen bölgeye odaklanarak zaman içerisinde küçük ve kontrollü bir değişiklik oluşturur.
Ancak bu işlem kalıcı bir ablasyon tedavisidir ve geri dönüşümlü değildir. Bu nedenle hasta seçimi çok önemlidir [1].
Her OKB hastasına uygulanabilir mi?
Hayır.
Gamma Knife yeni tanı konmuş veya standart tedavileri henüz denenmemiş hastalarda kullanılmaz.
Öncelikle uygun ilaç tedavilerinin ve özellikle bilişsel davranışçı terapi içerisindeki maruz bırakma ve tepki önleme (ERP) yöntemlerinin yeterli şekilde uygulanmış olması gerekir.
Gamma Knife ancak hastalık kişinin günlük yaşamını, işini, eğitimini ve sosyal ilişkilerini ciddi biçimde bozuyor ve tüm uygun tedavilere rağmen ağır belirtiler devam ediyorsa gündeme gelir [1,2].
Bu nedenle kararın psikiyatri ve fonksiyonel nöroşirürji konusunda deneyimli bir ekip tarafından birlikte verilmesi gerekir.
Ne kadar etkilidir?
Her hasta aynı şekilde yanıt vermez.
2024 yılında yayımlanan, 11 çalışma ve toplam 180 hastayı içeren bir meta-analizde hastaların yaklaşık %60’ı tedaviye yanıt veren hasta, yaklaşık %18’i ise remisyonda olarak değerlendirilmiştir [2].
Türkiye’den yayımlanan 21 hastalık uzun dönemli bir çalışmada ise hastaların %75’inde anlamlı yanıt, %35’inde remisyon bildirilmiştir [3].
Başka bir 10 hastalık seride de 7 hastada tam yanıt gözlenmiştir [4].
Ancak bu sonuçların çok ağır, yıllardır tedavi gören ve dikkatle seçilmiş hasta gruplarına ait olduğu unutulmamalıdır.
Etkisi hemen başlar mı?
Hayır.
Gamma Knife kapsülotominin etkisi genellikle aylar içerisinde ortaya çıkar ve bazı hastalarda zamanla artabilir [1,2].
Bu nedenle tedaviden hemen sonra obsesyon ve kompulsiyonların kaybolması beklenmez.
Gamma Knife sonrasında da psikiyatrik takip, ilaç tedavileri ve gerektiğinde psikoterapi devam edebilir. Hatta belirtilerin azalması, bazı hastalarda psikoterapinin daha etkili uygulanabilmesini sağlayabilir [1].
Riskleri var mı?
Evet.
Kafatası açılmaması işlemin tamamen risksiz olduğu anlamına gelmez.
Baş ağrısı, geçici beyin ödemi, duygu durum değişiklikleri, kilo değişiklikleri veya apati gibi yan etkiler görülebilir [2,3].
Daha nadir olarak hedef bölgede geç dönemde radyasyona bağlı kist veya radyonekroz gelişebilir [1,5].
55 hastalık önemli bir seride %9 oranında steroid gerektiren geçici ödem, %5 oranında geç dönem kist bildirilmiştir. Aynı çalışmada bir hastada ciddi ve kalıcı nörolojik komplikasyon gelişmiştir [5].
Bu nedenle Gamma Knife kapsülotomi yalnızca uygun hastalarda ve deneyimli merkezlerde uygulanmalıdır.
Gamma Knife mı, beyin pili mi?
Tedaviye dirençli ağır OKB’de diğer seçeneklerden biri derin beyin stimülasyonu (DBS), yani beyin pili tedavisidir.
DBS’de beynin belirli bölgelerine elektrotlar yerleştirilir ve uyarı sonradan ayarlanabilir veya kapatılabilir. Gamma Knife’da ise beyne elektrot yerleştirilmez ve açık cerrahi yapılmaz; ancak oluşturulan değişiklik kalıcıdır.
Bu nedenle hangi yöntemin daha uygun olduğu hastaya göre değişir.
En önemli nokta: doğru hasta seçimi
OKB’de Gamma Knife tedavisinin belki de en önemli kısmı doğru hastayı seçmektir.
Bir kişinin “ilaçlardan fayda görmedim” demesi tek başına tedaviye dirençli OKB anlamına gelmez. Kullanılan ilaçların dozu ve süresi, psikoterapinin yeterliliği, hastalığın şiddeti ve kişinin günlük yaşamındaki etkisi ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.
Ardından hedefleme ve tedavi planlaması, fonksiyonel nöroşirürji ve Gamma Knife konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir ekip tarafından yapılmalıdır.
Sonuç
Gamma Knife, obsesif kompulsif bozuklukta kullanılabilir; ancak yalnızca çok ağır ve standart tedavilere dirençli seçilmiş hastalarda.
Tedavi kafatası açılmadan uygulanır ve beynin OKB devrelerinde rol oynayan çok küçük bölgeleri yüksek hassasiyetle hedefler.
Bilimsel çalışmalar, uygun seçilmiş hastaların önemli bir bölümünde belirtilerde anlamlı azalma sağlanabileceğini göstermektedir [1–5]. Ancak etkisi hemen başlamaz, her hasta yanıt vermez ve nadir de olsa ciddi komplikasyonlar görülebilir.
Bu nedenle Gamma Knife, standart OKB tedavilerinin yerine geçen bir yöntem değil; tedaviye dirençli ağır OKB’de değerlendirilebilecek ileri bir tedavi seçeneğidir.
Kaynaklar
1. Miguel EC, Lopes AC, McLaughlin NCR, et al. Evolution of gamma knife capsulotomy for intractable obsessive-compulsive disorder. Molecular Psychiatry. 2019;24(2):218–240. doi:10.1038/s41380-018-0054-0.
2. Gupta R, Chen JW, Hughes NC, et al. Benefits of stereotactic radiosurgical anterior capsulotomy for obsessive-compulsive disorder: a meta-analysis. Journal of Neurosurgery. 2024;141(2):394–405. doi:10.3171/2024.1.JNS231537.
3. Peker S, Samancı MY, Yilmaz M, Sengoz M, Ulku N, Ogel K. Efficacy and Safety of Gamma Ventral Capsulotomy for Treatment-Resistant Obsessive-Compulsive Disorder: A Single-Center Experience. World Neurosurgery. 2020;141–e952. doi:10.1016/j.wneu.2020.06.098.
4. Spatola G, Martínez-Alvarez R, Martínez-Moreno N, et al. Results of Gamma Knife anterior capsulotomy for refractory obsessive-compulsive disorder. Journal of Neurosurgery. 2019;131(2):376–383. doi:10.3171/2018.4.JNS171525.
5. Rasmussen SA, Noren G, Greenberg BD, et al. Gamma Ventral Capsulotomy in Intractable Obsessive-Compulsive Disorder. Biological Psychiatry. 2018;84(5):355–364. doi:10.1016/j.biopsych.2017.11.034.